Batı Toplumunun Gelişimi

Felsefi idealizm, bir varlığın -örneğin bir köpeğin, bir el arabasının ya da bir kralın-biçiminin, tek tek köpeklerin, el arabalarının ya da kralların yansıttıkları soyut bir gerçeklik olduğuna duyulan inaçtır. Geleneksel olarak, bir varlık iki farklı yöntemle analiz edilir: biçimine göre ya da özdeksel yapısına göre. Ki:;.i. bir köpeğin niteliklerini, onu başka bir varlık değil de bir köpek olarak nitelendiren özelliklere göre analiz edebilir: bu, metafiziktir. Ya da kişi, bir varlığın ·maddi unsurlarının analizini yapabilir: bu da fizik ya da genel olarak “doğa felsefesi”dir. Batı toplumunun ilgi alanı giderek artan biçimde ı;konomik gelişmı;Jere yöneldikçe, somut, teknolojik sonuçlar üretebilen tutarlı, birleştirici, evrensel bir bilim talep etmeye başladı. Bu bağlamda çla metafiziği yetersiz görmeye başladı. Eğer bir “köpek” bir “el arab;:ısı”ndan ya da bir “kral”dan ya da hatta bir “kedi”den farklıysa ve özünde bunlarla arasında hiçbir ilişki yoksa, bu varlıkların tümünü kapsayacak birleştirici bir bilimi inşa etmek olanakdışıdır, Bu, metafiziğin gerçeğe işaret eden geçerli bir disiplin olmadığı anlamına gelmez; ancak modern Batı toplumunun istediği teknik so. nuçları doğurabilen, önceden kestirebilen, nicelik olarak belirleme yapabilen bir bilim olamayacağı anlamına gelir. ?te yandan, onyedinci yüzyıldan yirminci yüzyılın başlarına kadar maddenin, gerçekliğin altında yatan temeli ve tüm yaratıkların ortak temeli olduğuna inanılırdı; bu durumda madde genel, ortak ilkeler üzerinde temellenen ortak bir bilimin konusunu oluşturabilmektedir. Madde konusunda sağlanan teknik başarıların sonucu olarak doğa bilimlerinin prestijinin giderek yükselmesi, rasyonalist fillozofların dikkatlerini metafizikten fiziğe doğru yönlendirmelerine neden oldu

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*