Geçmişin Gölgesinde

Merhaba Dünya. Sana gelmek ya da gelmemek elimde değildi; ama geldim. Büyütürken, annem terbiyeli olmamıza çok önem veriyordu; dürüst, iyi, namuslu… olmayı yüce değerler olarak öne çıkartıyordu. Ancak ailemde verilen onca güzel değerlerle, ailemde başıma gelenler hiç örtüşmedi. Namus, iffet, adalet… duygularımı öz babam bizzat kendi elleriyle yıktı.
Hayata hep sordum ve soruyorum; “Daha çocukken öz kızının mahremiyetine el uzatan bir babam olduysa, çaresiz ve zavallı ben, ne y apabilirdim?” Ben bir hastanenin sıradan basit bir odasında çok da eski olmayan bir yılda dünyaya gelmişim. Belki de taa o zaman başladı ikinci smıf insan muamelesi. Hani özel hastanelerin lüks odalarında büyük bir şaşaa içinde doğanları düşünürsek benimki çok basit kalıyor. 0-6 yaş döneminden aklımda kalan ya da hatırladığım pek bir şey yok; fakat büyüklerimden dinlediğim benimle ilgili belki de kaderimin bana yazdığı yazmın ilk adımları olan bir olayı anlatmak istiyorum.
Ben 6 aylıkmışım. Annem evimizde su olmadığı için uzaktaki bir çeşmeye su almaya gitmiş. Gecekonduda yaşamanm, fakirliğin getirdiği zorluklardan biri de durmadan çeşmelerden su taşımaktır. Annem su almaya gittiği çeşmeden gelip komşu evin köşesinden döndüğü sırada bizim evimizde büyük bir patlama meydana gelir. Annem evin çatısının tahminen 1,5-2 metre kadar yükseldiğini görür ve olduğu yere yığılıp kalır. Evimiz gecekondu olduğu için tavandaki kontrplak benim beşiğimin üzerine düşerek kapatır. Tabii bütün mahalle seferber olur.
Baba sıfatını taşıyan kişi (benim için öyle değil) eve girerek son anda beni yanmaktan kurtarır. Belki de o gün orada ölmeyişimin nedeni, daha hayatta çekecek çok çilem olmasından kaynaklıdır. Beni hemen hastaneye götürürler. Dumandan etkilendiğim için serum bağlarlar. Bir gün annem dayımların hastaneye yakm olan evlerine şu an hatırlayamadığım bir sebepten gittiği sırada görevdeki hemşirenin dikkatsizliği beni bir kere daha ölümle burun buruna getirmiş. Biten serumu fark etmemesi ve değiştirmemesi benim anormal derecede şişmeme sebep olmuş, ancak annem hastaneye geldiğinde, serumun bitip hava yaptığını fark etmiş ve müdahalesi beni ölümden kurtarmıştı.
Küçüklüğüme dair aklımda kalan net bir şey yok. 6 yaşında okula ilk başladığım günü hatırlıyorum. Heyecandan kalbim duracaktı sanki. Annem saçlarımı iki yanlarından toplayarak bembeyaz kurdelelerden toka yapmıştı. Sanki saçımda iki tane kocaman kelebek vardı ve bu çok hoşuma gitmişti.
Fakat mahallemizde ilkokul olmadığından epey uzakta bir İlköğretim Okulu’na gitmek zorundaydım. Öğretmenimin adım, 20 yıl geçmesine rağmen, hala hatırlıyorum. Bana okumayı yazmayı öğretmişti; nasıl unutabilirim ki? Gözleri bize bakarken pırıl pırıl parlıyor, hepimizi ayrı bir şefkatle seviyordu. Okula gitmek çok güzeldi ama bir de sabahın 7sinde başlayıp yarım saat süren yürümek olmasaydı…

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*