Geleneksel Dünya

Geleneksel Hıristiyan ·dünya görüşüyle maddeciliğe dayalı usçu felsefe arasındaki çatışma onyedinci yüzyılda da sürdü ve maddeciliğin utkusuyla sonuçlandı. Bu başarı ne birdenbire gerçekleşti ne de tam anlamıyla bir utkuydu. Geleneksel, skolastik dünya görüşünün artık geçerliliğini yitirdiği Ingiltere’de II. Charles (1660-1685) ve Fransa’da XIV. Louis (1643-1715) döneminin entelektüel liderlerince biliniyor olsa da, bu gerçeğin herkes tarafından öğrenilmesi için aradan iki yüzyıllık bir sürenin geçmesi gerekiyordu. Yine de 1600’lü yıllarda Şeytan hakkındaki şüpheleri dile getirebilmeye, yürekli birkaç kişinin dışında kimsenin cesaret edememesine karşın, l 700’lü yıllara gelindiğinde, bu tür görüşler, artık herhangi bir toplumun sahip olduğu sağduyu adını verdiğimiz o açıkça sözlerle ifade edilmese bile herkesçe paylaşılan (doğru ya da yanlış) ortak inanışlar dizgesinin bir parçası haline geldi. Şeytan ve cehennemle ilgili düşüncelerin önemini yitirmesi, 1660’tan itibaren bilimin yükselişi, 1618-1648 yılları arasında kıta Avrupa’sında, 1640-1660 yılları arasında da Ingiltere’de süren din savaşlarına karşı duyulan nefret ve kozmosla ilgili huzurlu, uyumlu ve akılcı bir dünya görüşüne duyulan özlem de dahil olmak üzere, çok sayıda gelişmeyi de birlikte getirdi. Protestanlıkta, alınyazısına duyulan inanç bu yüzyılda geriledi ve Luther ve Calvin’in görkemli Tanrı’sının, muğlak ve uzak, ancak ihsan sahibi bir Tanrı’nın yerini aldığı geniş görüşlü, hoşgörülü, iyimser bir Arminiusçuluk

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*